• Şopa Heqîqetê

    TEKMELENEN KARANFİLLER VE FAŞİZMİN AK (SURE)TLERİ 

    “Devletin şiddeti, iktidar teknikleriyle toplumsal rızaya nakşedilmiştir. Kurumsal şiddetin aynısı toplumsal bünyede de içkindir.” Deleuze Resmi ve Gayri Resmi Faşizmin AK/(Sure)tleri Bu ülkede, geçmişten beri ‘halkın gerçek dostları devrimcilerdir’ ön kabulü yüzünden sol söylem, faşizmin kitleler ile olan bağını yumuşak ve temkinli bir dil tonlaması ile bazen de bu bağı geçiştirerek faşizmin sivil alanını ‘kandırılmış kitleler’ şeklinde tasavvur etmiştir. Faşizmin devlete laf ettirmeme refleksindeki yanılgının bir benzeri devrimcilerin halkı ‘incitmeme’ refleksinde ortaya çıkar. Halkı yanlış kodlama ve halkla kurulan problemli ilişki yüzünden toplumsal akışı sürekli kodlayan ve soyut bir kapma makinesi gibi çalışan devletin ve onun faşizminin sokaktaki, evdeki, gündelik dildeki…

  • Şopa Heqîqetê

    ETİĞİ ÖNCELEYEN POLİTİKANIN YÜZÜ: YÜZ(LEŞMEK)

    Yüzleşme, insanın ”başka” olanın yüzüyle karşılaştığında aslında kendisiyle de yüzleştiği aralıkta yaşanan etik bir deneyimdir. Hakikatin keşfi olan bu aralıkta fazlasıyla güvendiğimiz etiğimiz yüzümüze haykırır ve bizi suçüstü yakalar! Gazeteyi karıştırırken birden gözümüzün iliştiği, ”Anıları Mücadelemizde Yaşıyor” diye başlayan bir ilanda çocukluk arkadaşımızın muhtemelen geride kalan ve lisede çektirdiği son kravatlı fotoğrafındaki yüzüyle yüzleştiğimiz an gibi… Levinas’ın etik deneyimi ”Dul, öksüz ya da yabancı dediğim ve sokakta sorduğu soruya cömertçe cevaplar verdiğim ama içimden de keşke görünmez olsalardı diye geçirdiğim ve o hissizliğin beni ürküttüğü zamanlar” diye tasvir ettiği anlarda başlar. Bu yönüyle de etik aynı zamanda şok ve yüzleşmenin…

  • Şopa Heqîqetê

    TAKSİM’DEN MİŞTENUR’A HDP’NİN TOPOGRAFYASI

    “Devrimin en güzel tarafı birbirini hiç tanımayanları akraba yapabilmesidir…” Deleuze Bir yanımızda evrensel değerler mitosu çökmesine rağmen politik Mesihçiliğinden de kibrinden de taviz vermeyen modern Batı düşüncesi, yanı başımızda ise tüm bu değerlere karşı toptan reddiye ile modern öncesi değerlere geri dönüşü salık veren İslami bir fundamentalizm. Yalanı ve çarpıtmayı istisna olmaktan çıkarıp olağanlaştırarak her kriz ve çatışmayı belli bir denge aralığında tutup bunu bir kar marjına indirgeyen bir hükümet aklı; öbür tarafta tarihsel ve sosyolojik olarak Arap Baasçılığının bu topraklardaki doğal muadili olan Kemalist reflekslerle ülkenin statik muhalefeti olmayı çoktan kabullenmiş bir CHP’nin tam ortasındayız! Bu denklemin içinde devrimci bir…

  • Şopa Heqîqetê

    ROJAVA DİRENİRKEN…

    Son üç yıllık görünürlüğünü ve bilinirliğini çıkarırsak eğer Rojava’nın yüzlerce yıllık durumunu en iyi Dostoyevski’nin ‘Tarihin büyük kahramanları bilinmeyenlerdir’ sözü tanımlar. Nüfusunun önemli bir kısmı Kuzey ve Güney Kürdistan’daki isyanlar sonrası göç ettirilen Kürt aşiretlerinden oluşan ve yüz yıllık bir direniş geleneğine sahip olmasına rağmen Suriye rejimi tarafından büyük bir kapatılma, nüfus mühendisliği ve baskı politikaları sonucu görünür olmaktan çıkarılan Rojava, özellikle son yetmiş yıldır bütün enerjisini Kürdistan’nın diğer üç parçasındaki direnişlere akıtmıştır. Diğer üç parçanın hem kaçış noktası, hem örgütlenme ve toparlanma sahası hem de militan kaynağı işlevini gören Rojava, yıllarca Rojava dışındaki bütün Kürdistan parçalarında savaşmış en direngen…

  • Şopa Heqîqetê

    TURGUT SUNALP, FERDİ TAYFUR VE BEDENİN İŞGALİ

    ‘Tecavüze uğramış kadın, erkekliğin/milletin mağlubiyetinin simgesidir. Bundan böyle önemli olan kadınların çektiği acı değil, erkeğin/milletin kırılan onurudur.’[1] Devletli erkek bilinçaltının lağımlı dehlizlerinden çıkma bir cinsiyetçilikten türemiş ve nev-i şahsına münhasır iki zat-ı muhteremin aşağıdaki faşist infilaklarına dair hiçbir yorum yapılmayacaktır: ‘Özür dileyerek söylüyorum, taş gibi delikanlı oğlanlar var elimizde, yirmi yaşında. Yani kalkıp bir kıza bu yoldan işkence yapacaksa, copa müracaat etme ihtiyacını his eder mi? Değil mi? Yani bazı şeyler var, böyle mantıkla çürütülüyor.’ [Turgut Sunalp 12 Mart Sıkıyönetim Komutanı / Nisan-1973] ‘Gülay Göktürk Hanfendi belki farkındasınız ama o laf attığınız ordu, sizin bacak aranızı da koruyor!’ [Fatih Altaylı Haber Türk…

  • Şopa Heqîqetê

    NIETZSCHE TIAMAT VE ORTA SINIFIN POST-KÜRDİSTAN’I

    Halil Cibran’ın sert bir kabuğun içine hapsolmuş ve dışarıya çıkmak için türlü planlar yapan nar taneleri birbiriyle konuşurken bir nar tanesi şöyle der: ‘O kadar çok gürültü yaptınız ki asıl bağırması gereken sustu..’ Nietzsche’nin Ekrana Yansıyamayan Tan Kızıllığı… Sesi duyulmadığı için bağıran insanlar ile gürültü yapmayı savaşmaktan sayan insanların sesleri birbirine her karıştığında söz önce yorulur sonra yavaş yavaş ölmeye başlar… Kimsenin kimseyi hatta kendini bile duymadığı o hengâmede söze eylem taşıyan ve sözü eylemle güçlü kılan savaşçı zamanla susmaya başlar; öfkeden yorgun düşmüş ince bir ironi ile… Yerin yüzünü değiştirmeye çalışan devrimin yüzü yerin bütün yüzeylerinde pervasızken devrimcinin yüzü cesur…

  • Şopa Heqîqetê

    BARIŞ NE ZAMAN MÜMKÜN?

    “Barışmak istiyorsanız teminat vermek ve bir şeylerden vazgeçmeye hazır olmak zorundasınız.” (Fissas) Bu topraklarda barışı inşa etmenin en büyük zorluğu devletin, kendini sürekli çatışma ve çelişkiler üzerinden yaşatan karakteri ve halkı reaya olarak gören, kendini mutlak sahip olarak kodlayan, burnundan kıl aldırmayan devlet-i azam kültürüdür. Devletin ekonomi-politiği kadar devletin psiko-kültür ve psiko-politik kodlarını açığa çıkarmanın elzemliği kendini en çok burada gösterir.  Osmanlı’daki ‘bizlik’ duygusunu yaratan dar cemaat ilişkilerini, askeri ve sivil bürokratik cemaatlere dönüştüren Cumhuriyet, hiçbir zaman halkın tümünün cumhuriyeti olmamıştır. Ermeni’yi bu topraklardan temizleyen, Rum’un malına el koyup Ege’nin öbür yakasına gönderen ve Kürdü tepeleme hareketleriyle ülkesiz ve kimliksiz bırakmaya…

  • Şopa Heqîqetê

    TÜRK-İ FAŞİZMİN PSİKO-SOSYAL TAHRİBATI

    “Ötekinin sesi bastırıldıkça elden kaçmaya mahkum olmuş bir adalet her zaman var olacaktır.”  Derrida Oryantalizm, Kibir ve Horgörü 19. yüzyılda Batılı Beyazların üstünlük dünyası, bütün dünyanın kültürel ve sosyal haritalarını beyazların algı sınırlarına göre çizerken Beyaz’ın var olma biçimi, vahşi ve barbar olan ötekinin var olma biçimine göre tanımlamıştı. Negri’nin belirttiği gibi dünyayı kaba olarak soyut ikili karşıtlıklar üzerinden kurgulamak (Kürt-Türk / Siyah-Beyaz / Kadın-Erkek) diğer tüm toplumsal çelişkilerin üstünü örten bir sömürgecilik pratiğidir. Avrupa’nın sömürgecilik takviminde ırkçılık Foucault’un deyimiyle milliyetçiliğin bir dışavurumu değil bizzat milliyetçiliğin kurulabilmesi için zorunlu bir iç ektir. Jön Türk Hareketi, kurulacak olan ulus devletin kültürel ve ideolojik harcı için Avrupa…

  • Şopa Heqîqetê

    PARİS’TE VURULUP AMED’DE TOPRAĞA DÜŞMEK

    ‘Lice’de patlayan bir G-3 mermisi Şemdinli’de bir tütün yaprağını parçalayabilir ki kötülüğün menzili o denli uzaktır…’’ Temmuz 1989’da Avrupa’nın en iyi korunan başkentlerinden biri olan Viyana’da, içinde daha sonra Ahmedinejad’ın da yer aldığı ortaya çıkan İran devletine bağlı bir infaz timi, İKDP Genel Sekreteri Dr. Qasimlo ve üç yıl sonra da İKDP Başkanı Dr. Şerfkendi, MK Üyeleri Fettah Abdullah ve Mummayoun Ardalan’ı bir restoranda katlettiler. 24 yıl sonra yine Cezayir ve Kuzey Afrika’da katlettikleri halkların kanlarını ellerinden halen temizlememiş olan Fransa’nın Paris’inde, Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan katledilirken Kürtlerin aklına şu sorular gelmekteydi: Batılı devletlerin yüz yıl önce…

  • Şopa Heqîqetê

    İKİLİ KARŞITLIK, ÇOKLUK GERÇEĞİ VE KÜRTLER

    KİMLİK VE ULUS KURGUSU -I- ‘Madde 1: Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin medeniyetin gerekleri doğrultusunda ilerlemesini sağlamak için, Kürt milleti için kendi milli gelenekleriyle uyum içinde bir Özerk Yönetim kurmayı taahhüt eder.” (Büyük Millet Meclisi – 10 Şubat 1922) [1]“Zêr dizane, zor dizane, devê tifinga mor dizane.” (Kürt Teali Cemiyeti Diyarbakır Sorumlusu Dr. Fuat – 1925) [2]  1- Kürtler ile Osmanlı ve Osmanlının devamı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında yaklaşık yüz elli yıldır süren gergin ve kanlı ilişkinin, siyasal ve kültürel parametrelerinin doğası ile Batı Avrupa merkezli siyasal ve kültürel yelpazenin (milliyetçilik, ulusal kimlik kurgusu, alt-üst kimlik ilişkisi, kimlik çatışmaları, ulus-devlet inşası) doğasını karşılaştırmalı…