“Barışmak istiyorsanız teminat vermek ve bir şeylerden vazgeçmeye hazır olmak zorundasınız.” (Fissas) Bu topraklarda barışı inşa etmenin en büyük zorluğu devletin, kendini sürekli çatışma ve çelişkiler üzerinden yaşatan karakteri ve halkı reaya olarak gören, kendini mutlak sahip olarak kodlayan, burnundan kıl aldırmayan devlet-i azam kültürüdür. Devletin ekonomi-politiği kadar devletin psiko-kültür ve psiko-politik kodlarını açığa çıkarmanın elzemliği kendini en çok burada gösterir. Osmanlı’daki ‘bizlik’ duygusunu yaratan dar cemaat ilişkilerini, askeri ve sivil bürokratik cemaatlere dönüştüren Cumhuriyet, hiçbir zaman halkın tümünün cumhuriyeti olmamıştır. Ermeni’yi bu topraklardan temizleyen, Rum’un malına el koyup Ege’nin öbür yakasına gönderen ve Kürdü tepeleme hareketleriyle ülkesiz ve kimliksiz bırakmaya…
-
-
“…Bu bir sonrasızlıktır; insan yaşama isteğini ayakta tutabilmek için gerçekliğin üstünü bir düş ile örter ve bu yaşamı sürdürmek için boyuna çareler arar. Biri, bilginin Sokratik mutluluğuna ve bu yolla varlığın sonsuz yaralarını iyileştirme gibi olmayacak bir şeylerle yaşama bağlanır; öbürü gözünün önünde dolanıp duran sanatın güzelliğinin büyüleyici tülleriyle kendini çevreler…”[Nietzsche, Tragedyanın Doğuşu] Victor Jara: Gitar, Kesik Kollar ve And Dağları (devrimin sesini susturmak)Erdewan Zaxoyî: Ud, Pasaport ve Çiyayên Metîna (devrimin sesini kaybettirmek)Hozan Serhad: Bağlama, Bornova Durağı ve Çiyareşk (devrimin sesini çalmak) “Dijminên me ji lûliyên tifingên me bêhtir ji stranên me ditirsiyan…”[1] [Hişyar Hesen] Victor Jara’nın önce parmakları, sonra elleri…